Πέμπτη, 7 Ιανουαρίου 2016

IŞÇI SINIFI İÇIN SINIRLARI VE KASALARI AÇIN! (Ανοίξτε τα ταμεία και τα σύνορα για την εργατιά!)




Yeni yıl SYRIZA ve ANEL hükümeti için iki önemli sorunlarla başlıyor. Bir taraftan Muzalas, mülteci konusunda en gerici ıdeolojılerle hükümet politikasını yürütürken, diğer yandan Katrungalos sigorta reformunu meclisten geçırmek için siyasi liderleri dolaşıyor. Birisi yeni yıl röportajında (Avgi Gazetesinde) "Yunanistan bütün dünyadaki mültecileri ve yoksulları kabul edemez," digeri ise ‘sigorta sisteminde reform yapılmazsa’, kesilmiş olan emekli aylıklarını ödiyemiyeceklerini söyledi. Yıllar önce aynı klişeleri Samaras ve Venızelostan duyuyorduk. Şimdi de SYRİZA’nın "liberal" bakanlarından duyuyoruz. Bütün bunlar topluma ve memorandumlara karşı, kemer sıkma politıkalarına karşı, ırkçılığa karşı, mülteci kamplarına karşı, mücadele eden emekçilere ve insanlara hakarattir. Bütün AB kurmayları önceki yıllarda, Avrupanın daha çok mülteci kabul edemiyeceğini söylüyordu. Bunu sağlamak için, sınırları kapatmak için, avrupanın bir tarafından diğer tarafına kadar vahşı kurumlar ve mekanizmalar kurdu. Bunlardan bazıları Schengen, Frontex, deniz devriyeleri ve karasal güçlerdir. Ama Suriye'den gelen mülteciler seller gibi dökülmesi ve (basit) insanların onlara kucak açması, Midili’de, Viyana’da, Münıh’te insanlar mültecilere hoş geldin demek içın yollara döküldü. Bu kucaklama avrupa liderlerilerini şaşırttı ve bunlardan sonra ‘Avrupanın insancil’ yüzünü gösterecegini mırıldama zorunda kaldılar. Şimdi, AB kurmayları bütün bunları, (basit insanlrın mültecilere kucak açması, sınır açma eylemleri) iptal etmek istiyor, ama biz unutmuyoruz. Kapılar bir kere açıldı ve tekrar açabilecegini çok iyi biliyoruz. Nehirin akışını geri çeviremezler. Umutlarımız Muzalas’ın ‘gercekçi’ polıtıkalarında değil, mültecilere kucak açma ve hoşgeldiniz, ısrarla deme eylemlerindedir.

Milyarlar Aynısı ekonomiye de geçerlidir. Aynı kurumaylar yıllarca bize "ürettiklerimızden daha fazla tüketim yapamayız" analtıyorlardı. Tüketmek için paraları nerden buluruz (ikiyüzlüce, hipokrisi) soruyorlardı. Ama 2008 ekonomik kriz bankaları vurduğunda "parasal genişleme" politikaların olduğunu öğrendik ve bankacılara milyarlarca para dağattığını gördük. Ve şimdi, Ortadoğu'da yeniden savaş yapmak kararı aldıkları için, askeri harcamalar ekonomi için ‘problem’ degil. Askeri harcamalar bütçe açıklığı "kurallarına" girmiyeceğini söylüyorlar. Bizim cevabımız, ışçi sınıfının cevabı çok net olmalıdır. Paraları Sigorta Fonlarına (Kasalarına) verin. Onları, bankacılara yaptıklarınız gibi yüzde sıfır faizle teşvik edin. Sigorta sisteminden çalınan pralararı geri getirin. Böylece emekli maaşları ve gelecek kuşaklarının maaşları ödenebilecek. Ve aynı zamanda mülteciler konusunda, isteyenler burda yaşıyabilir, karınlarını doyurabilir, çalışabilir, hayatlarını kazanabilirler ve bizimle birlikte ırcılığa ve kemer sıkma politikalarına karşı mücadele edebilirler. Gerçek şu ki, yunanistanda her kes sığa bilir, yırtıcı kapitalizim va patronlar hariç. Onlar artık şu dünyada sığmaması gerekiyor. Bizim açımızdan Ocak ayı, Tsipras Hükümetinin tüm gerici projeleri devrilmesi içini mucadele dolu bir ay olmalıdır. Sigorta reformuna karşı genel grev çıkması için mücadele vermemiz ve mültecilerin yanında Meriç’tekı (Evros’taki) olan dikenli tellerle duvarın yıkılamasını, sınırların açılmasını istemeliyiz. Sloganımız mülteci kamplarda yolsuzları kapatın, sınıraları ve kasaları (fonları) işçi sınıfı için açın, olmalıdır!

Διαβάστε το άρθρο στα Ελληνικά στην εργατική αλληλεγγύη 

Δεν υπάρχουν σχόλια:

Δημοσίευση σχολίου